Avşa Adasını Sevenler
22 Åžubat 2010 Yazan admin
Kategori editörün postası
Web sitelerini gezerken ve adamızın sosyo-ekonomik tarihini araştırırken sabah gazetesinin web sitesinde ilginç bir yazı gördüm.Yazıda, adamızın turistik anlamında tanıtımında büyük emeği geçen,ağacı,yeşili ve avşa adasını gerçekten seven bir şahsın,adamızda yaşadıkları ve yaptıkları ile ilgili bir makale bulunuyor.Yazıyı birebir kopyalamak etik olmadığından ilgili yazıdaki notları bu bölüme açmayı uygun gördüm.
Makalemizin kahramanının adı Şaban Ali Bey.Kendisi 30 yılı aşkın bir süredir Avşa adasına gelen ve adamızı gerçekten çok seven bir şahsı muhterem.Yaşanılanlar 1977 senesinde geçiyor.Aşağıdaki yazımızda kendisinin ada hatıralarından bahsederek bu değerli şahsa teşekkür etmek istiyorum.
Şaban ali beyin çalışma arkadaşı Ali Yağız Bey birgün makalemizin kahramanına şaban ali bey çok çalışıyor ve yoruluyorsun.Avşa adası`na gel ve bir süre dinlen der ve adaya davet eder.Şaban ali`de,avşa adası`na geliceğine dair söz verir.
Böylelikle vakti gelince şaban ali bey istanbuldan avşa adası`na doğru eşi ile yolculuğuna başlar.Yolda Eski CHP Genel Sekreteri Kamil bey ve yanında arkadaşı gazeteci Tanju bey ile karşılaşır.
Yolculuk nereye diye sorulduğunda Avşa adası diye cevap veren Şaban bey`e,yolculuk arkadaşları Avşa`nın ağacı ve yeşili yok deyip marmara adası`na davet ederler.Şaban bey Avşa adası`nda beklendiklerini izah ederek teklifi nazikçe geri çevirir.
Avşa adası`na vardıklarında geminin güvertesinden adaya bakan şaban bey,adada ağaç ve bitki örtüsü olmadığını görünce eşine kamil beye hak vermiş.
Adaya gelip yiğitler köyüne giden ve kalacağı yere yerleşen şaban bey eşi ile beraber köy kahvesine giderek adaya has ada çayı sölerler kendilerine.
Kahvede bulunan herkez merakla bu yeni gelenlere bakar.Daha sonra o sıra orta yaşlarda bulunan İsmail samatyalı isimli şahıs masaya yaklaşarak köyümüze hoşgeldiniz sefa getirdiniz der ve kahvede bulunanlar kuşlar gibi sarıverirler etrafını saban bey ve eşinin.
Önce merakla baktıklarını ve ilk defa kahvede bir kadın gördüklerini söyleyen adanın köylülerine bakan şaban ali bey ve eşi o sıra orada bulunanların eli ayağı ve parmaklarının kopuk olduklarını görür ve nedenini sorar.
Köylüler istanbulun granit taş ihalesini alan firmanın yanında çalıştıklarını ve madende çalışırken patlatılan dinamitlerden dolayı bu hale düştüklerini söylerler.
Bu açıklamalara üzülen şaban ali bey kendinisin turizmci olduğunu ve kendisine gösterilen ilgiden çok memnun olduğunu ifade ederek sözüne başlar.
Bakın der avşa adası sizin gibi bu adada yaşayanların adası değil,türkiyenin turistik yani tatil yapmak adına çok değerli olan adasıdır.Çünkü gündüz parlayan bir güneşle adanıza,gece parlayan yıldızlar eşliğinde kahvenize geldik,yarın pansiyoncu,bakkal manav paramızı alacaklar işte turizm budur dedi ve yolda arkadaşının söyledikleri aklına gelerek Avşa adası ağacın ve yeşilin fakiri görünümünde bir adadır. Sizin ve çocuklarınızın geleceği turizmdir. Yalnız, turizm temiz yeşil bir çevre ile ve doğal ortam ile gelişen bir sektördür.Bu sebeble adanızın her karışını geleceğinize yatırım yaparak ağaçlandırmalısınız der şaban ali bey.
Bu esnada kahvede bulunan yaşlılardan biri adanın altında tuzlu suyun olduğunu ve bu sebebten ötürü adada ağaç yetişmediğini söler ve bu söze inanan şaban ali bey kaldığı yere eşi ile döner.
Ertesi gün adanın altınkum olarakda bilinen sahiline inen şaban ali bey sahile baktıgında gözlerine inanamaz sahilde bilimsel olarak dikilmiş bir çok çam ağacını görünce bir gece önceki sözler aklına gelir halbuki ona ağaç yetişmez demişlerdir.
1977 ağustosunda sahile inen şaban bey plajın altınkum adını bosuna almadığını düşünür çünkü gerçekten altın sarısı kumu bu övgüye layık düye düşünür.O gün kendileri plajı açar ve kapatır şaban bey eşi ile çünkü o yıllarda ada halkının denize girme alışkanlıkları yok gibidir.
Daha sonra kahvede bu konudan bahseden şaban beye köylüler ankaralı kemal boğrallı`nın ektiğini sölediler,bunun üzerine yabancı birinin ağaç dikince oluyorda siz dikince neden büyümüyor bu çamlar dediğini anlatan şaban bey köylülerin bu soruya cevap veremediğini söylüyor anılarında.
O sırada 1.Avşa kültür festivalinin düzenlenmiş olup şaban beyde davetliler arasında bulunuyormuş.Davette yer alan marmara kaymakamı açılış konuşmasını yaptıktan sonra kürsiye şaban beyide davet etmiş.Meydanın dolduran köylülere şaban bey şunları söylemiş.
AvÅŸa Adası yalnızca AvÅŸalılar’ın deÄŸil, Türkiyenin bir adasıdır. Çünkü, memleketin turizme uygunlukta baÅŸka bir Adası yoktur. Devletin bu adanın alt yapısına el atması ve ada halkı iç ve dış turizmini teÅŸvik etmesi gerekir. Böylelikle modern konaklama hizmetleri hayata geçirilmelidir. Turizm, kültürlerin bir aliÅŸveriÅŸidir.
Avşa halkı olarak, asırlarca içinize kapalı olarak geleneklerinize ve göreneklerinize bağlı kaldınız. Halbuki, ada halkı olarak değişmekte olan dünya ile sizde değişmelisiniz.Adanızı yeniliklerle, güzelliklerle süslemelisiniz.
Örnek olarak keçileri adadan başka yere sürmeli ve memleketinizi baştan başa yeşillendirmelisiniz.Turizm, temiz güzel bir çevre ile gelişen bir alan olduğu için memleketinizi yeşillendirip, güzelleştirilmesine elbirliği ile değer vermelisiniz. Adanızda turizm yapılanmaları çoğaldıkça sosyal ve ekonomik yaşantınızda da güçlü olacaksınız. O vakit taş madeni işçiliğini bırakacaksınız, bacaklarınız kesilmeyecek ve kollarınız kopmayacaktır diyen şaban ali bey sözlerini şu kelimeler ile noktalar.
Şu sahilde yer alan derme çatma kahve ve binalarınızı yıkın, sahillerinizi yürüyüş yolları ile yapılandırıp etrafı ağaçlandırın.
Åžaban Ali Bey, tatili boyuncaadanın Koy ve plajlarını gezer, Resimlerini çeker ve Ali Baba Türbesi”ni, manastır mevkini, ÅŸarap fabrikalarını ve Karadenizli bir iÅŸ adamı tarafından yaptırılan meÅŸhur Karadut ÇeÅŸmesi”ni inceler. Bu esnada, adanın yaÅŸlıları ile AvÅŸa’nın tarihi hakkında konuÅŸmalar yapar. Neden Åžehitler Tepesi diye adanın eÅŸrafından Åžakir YiÄŸitler’e sorduÄŸunda; 1915 senesinde İzmir’in Yunanlılar tarafından iÅŸgali ile adadaki Rumlar tarafından, YiÄŸitler Beldesi camiinde akÅŸam namazını kılmakta olan adanın erkeklerinin bir baskınla bu tepeye çıkartılarak ÅŸehit edildikleri o tepeye Åžehitler Tepesi adının konduÄŸunu öğrenir Åžaban Ali Bey.
İstanbul’a döndüğünde hemen Yönetim Kurulunun bir Üyesi ve Çevre Komisyonu BaÅŸkanı olarak bulunduÄŸu, kısa adı ATURJET olan Türkiye Turizm Yazarları DerneÄŸi yönetimine AvÅŸa adası”nı aÄŸaçlandırma önerisini sunar.
Bu sayede adanın bir çok yol ve tepelerine binlerce çam fidanı ekilir.Bu esnada şaban ali bey adayı gezdiğinde çekimş olduğu fotoğraflarla bir pano yaptırır.Panoda adaya gelenlere rehber olması amacı ile adanın resimleri ve resimlerin açıklamaları vardır.Bu panoyu adaya arkadaşına yollayan şaban ali bey köy muhtarı Recep Samatyalı ile irtibata geçerek panonun gelenlere rehber olması amacı ile köyün belirgin bir yerine konulmasını ister.Muhtarda kabul eder.
Bundan sonra her sene Eylül ayının 10′unda baÅŸta muhtar ve köy halkının katılımı ile AÄŸaca sevgi ve yeÅŸile saygı günleri düzenlenir ve bu panonun altında konuÅŸmalar yapılır.ÇeÅŸitli Gazete ve çeÅŸitli Turizm dergilerinde bu konular haber olur.
O Sene bin kadar çam fidanının yandğı istanbula kadar gelir sanki kendi yanmış gibi hisseden şaban ali bey hissettiklerini arkadaşınada bahseder.
Çamların,keçilerin sahibi köy çobanları tarafından yakıldığı dedikodusu avşa`da konuşulur olur, Şaban Ali Bey dedikodulara inanmaz.
Yaz mevsiminde tekrar avÅŸaya gelen Åžaban Ali, eÅŸiyle denize girdikten sonra kaldıkları pansiyona dönerlerken yol üzerinde köyün çobanı Koca Yusuf’la (Yusuf ErdoÄŸan) karşılaşırlar. Åžaban Ali Bey önce selam verir Koca Yusuf’a ancak, Koca Yusuf zoraki alır selamını.
Şaban Ali bey ne olduğunu anlamaya çalışarak koca yusufa ne olduğunu sorar.
Koca Yusuf ise “Rahatsız deÄŸilim. Sen karabigaya keçilerimi kaçırttın ekmeÄŸim ile oynadın diye cevap verince Åžaban Ali bey Yok canım, benim bunda ne yetkim var diye karşılık verir.
Bunun üzerine Sen festivalde öyle konuÅŸmasaydın, Kaymakamın bu konudan nasıl haberi olacaktı” der çoban Koca Yusuf…
Yaz sonu adadan dönen şaban ali beye arkadaşı çam fidanlarının sökülüp ev önlerine dikildiğini söyler.Bunun üzerine desene ağaç sevgisi evlere girdi der şaban ali bey.
Åžaban Ali’nin yüreÄŸinde AvÅŸa adası ve YiÄŸitler köyünün yeri baÅŸkadır ve anılarında unutulmazlar arasında yer alan şöyle olaylar vardır.
Rahmetli İbrahim Durmazbilekìn kaldığı pansiyona bir poşet dolusu meyveyi bırakıp para teklif eder diye hızlı adımlarla uzaklaşmasını..
Cemal Aga’nın (Cemal KOL) Taze kayısı ve Taze badem ikramlarını…
İsmail Amcasının: Bu incir aÄŸacı senin, istediÄŸin vakit toplarsın çekinme demesini…
Balıkçı İbrahim KOL’un gece Marmarada yakalamış olduÄŸu balıkların en iyilerinden bir poÅŸet yapıp, sabah erkenden buzdolabına bırakmasını ve akÅŸam ücretini vermek istediÄŸinde almamasını.
Latife Hanım’ın bahçesinden eliyle topladığı mevsim sebzelerinin parasını haftadan haftaya ödemesini.
Özellikle Merhum ve Merhume Åžakir, Elmas ve Çocukları Mustafa`nın… Onların o candan yakınlıkları.
Ve daha nice iyilik bulunan, 1970′li yılların o güzel insanlarını nasıl unutur?
O candan misafirperver insanların gösterdikleri içtenlikli ilgilerinden dolayı çok sever AvÅŸa adasını ve YiÄŸitler Köyü`nü…
Bu sebepten ötürüdürki 30 yılı aÅŸkın bir zaman içinde AvÅŸa’ya gitmeden edemez Åžaban Ali Bey.
Åžimdi takvimler 2009`un Eylül ayını gösteriyor.30 yılı aÅŸkın bir zaman tünelinden şöyle bir geçip 2009′a gelindiÄŸinde AvÅŸa’nın YiÄŸitler köyünde nelerin deÄŸiÅŸtiÄŸini ve geliÅŸtiÄŸini sorduÄŸumuzda Åžaban Ali Bey.
Ben Avşa adası`na 1977 senesinde tatil için geldim. Zaman zaman melketime tatile çıktım ama her fırsatta geldim Avşa adasına.
O senelerde gündüzleri berrak güneşi, özgürce denize girilebilen güzel koyları ve kumların içinde sanki altın parçaları varmış gib sarı olan plajları, geceleri gökteki parlak yıldızları ve denizden gelen tatlı meltemlerin eşliğinde terlemeden yapılan yürüyüşler, organik bir ortamda büyütülen sebze ve meyveler,günlük yakalanan taze balıklar ve adanın çoğu bu dünyadan göç etmiş bulunan o yılların misafirperver insanları, eşimle birlikte Avşa adasının tutkunu yapmıştır bizi.
30 yıl sonra bugün Avşa adası`na baktığımda olumlu ve olumsuz gelişmeleri görmekteyim.
Örneğin, olumlu gelişmelerine baktığımda 30 yıl önce önerdiğim sahil bulvarları yapıldı
Köyün meydanına büyük boyda ATATÜRK’ün bir heykeli dikilidi.
1700`lü senelerden beri şarapçılık yapıldığı anlatılan adada modern bir şarap fabrikası var.
Dikimlerinin öncüsü olduğum fidanlarının büyümüş ve altında piknik yapılır hale gelmiş.
Yıllarca AvÅŸa’nın Hasan Ayvaz gibi taÅŸ ustalarının emekleri ile İstanbul’un cadde ve sokaklarına döşenmiÅŸ olan granit parke taÅŸları geç de olsa AvÅŸa adası`nın cadde ve sokaklarına da döşenmiÅŸ.Cadde ve sokaklara aydınlatma direkleri dikilmiÅŸ ve sokaklar aydınlatılmış, kanalizasyonun çoÄŸu tamamlanmış ve sivrisinekler kalmamış.
Olumsuz gelişmelere gelince köy halkının sosyal yaşamında gözle görülür bir gelişme görülmediği gibi bazı yönlerden gerileme yaşanıyor.
Halk, köylülüğünü koruyor ama cep telefonu ve internetle kıvanıyor.
Geçmişin misafirperverliği kalmamış.
Artık Eskilerin candanlığı yakınlığı kalmamış.Varsa maddiyat yoksa madiyat,çıkarı olan birbirine selam veriyor sadece…
Karadut Pınarının kol kalınlığında akan kaynak suyu artık yok. Suyun, patlayan dinamitler yüzünden yönünü değiştirdiği söyleniyor.
Kaya biçiminde kocaman granit taÅŸların arasında, dışardan toprakla teraslar yapan yaklaşık 30 dönüm arazinin içinde çeÅŸitli meyve aÄŸaçlarını yetiÅŸtiren ve kendi kendine ziaart mühendisi olan Cumhuriyet Gazetesi’ni okuduÄŸu için adanın baÄŸnaz kiÅŸilerince adını komünist’e çıkardıkları Eski Muhtar, Eski taÅŸ ustası ve adanın aydınlarından Ahmet DURMAZBİLEK ise artık yok.
Eskisi gibi YiÄŸitler Beldesi’nin koylarında özgürce denize girme ÅŸansınızda yok. Örnek olarak Bayraklı koyu erkeklere yasak.Milyarlarca liralık jeeplerle adanın dışarısından gelip,Koyun tepesinde araçlarını park ettikten sonra, çarÅŸaflı, haÅŸemalı, türbanlı genç ve yaÅŸlı kadınların Koya inip,denize girdikleri ve güneÅŸlendikleri vede erkeklerin olmaması için kocalarının nöbet tuttuÄŸu koy var.
Yine son senelerde Arap erkeklerin adaya gelmeside ilginç olsa gerek. Gruplar halinde beldenin sokaklarında dolaşmakta ve köylülere sempatik görünüp çevreleri ile sohbet etmektedirler.
Bazı aydınlarda gelen bu araplara kızar durur.
Adanın olumlu ve olumsuz olaylarına karşın,özellikle emeklilerin sağlıkları açısından yararlı buldukları ve dingin sessizliği bir ilaç gibidir avşa`nın yaşantısı, yanıtını verdi.
Son Ziyaretler:
- avşa adası manav
- avşa köyünde mühendis






















Tülay demişki 17 Mart 10 01:54
buraya gitmek çok pahalıya patlar. tabi iyi bir otel de keyfini çıkarmak için